Resibu Logo
Güvenli Yapıların Şifresi: Şantiye Şefliği ve İnterdisipliner Çalışma Kültürü

Güvenli Yapıların Şifresi: Şantiye Şefliği ve İnterdisipliner Çalışma Kültürü

İnşaat projeleri, dışarıdan bakıldığında beton ve demirin bir araya gelmesi gibi görünse de, aslında arka planda devasa bir organizasyon ve mühendislik aklı barındırır. Ancak sektörün içindeki profesyoneller olarak biliyoruz ki, "organizasyon" kısmı her zaman olması gerektiği gibi işlemiyor. Özellikle şantiye şefliği sistemi ve proje müellifleri arasındaki kopukluk, yapı güvenliğini doğrudan tehdit ediyor. Bu yazımızda, Resibu TV’de ele alınan kritik noktalardan yola çıkarak, şantiyelerde disiplinler arası çalışmanın nasıl olması gerektiğini masaya yatırıyoruz.

1. Şantiye Şefi: Süper Kahraman mı, Koordinatör mü?

Mevcut yasal düzenlemeler ve sahadaki pratikler, şantiye şefini adeta şantiyedeki her şeyden sorumlu bir "süper kahraman" gibi konumlandırıyor. Ancak gerçekler böyle değil. Bir inşaat mühendisinin, elektrik tesisatındaki detaylara veya mekanik projenin inceliklerine, o branşın uzmanı kadar hakim olması beklenemez. İdeal bir sistemde, her branşın (makine, elektrik, inşaat, mimari) kendi uzmanlık alanından sorumlu olduğu, şantiye şefinin ise bu sistemi yönettiği bir yapı kurulmalıdır.

2. Mimarlar ve Mühendisler Arasındaki "Statik" Çatışma

Sektörün kanayan yaralarından biri, mimari tasarım ile statik proje arasındaki uyuşmazlıktır. Resibu TV’deki uzman görüşlerine göre, mimari projelerde kolon ve kirişlerin mimarlar tarafından çizilmesi ve yerleştirilmesi büyük bir hatadır. Mimarın görevi binanın fonksiyonunu, estetiğini ve işlevselliğini kurgulamaktır. Taşıyıcı sistemin (kolon, perde, kiriş) nerede olacağına karar verecek kişi ise inşaat mühendisidir,.

3. "Deprem Mimarlığı" Kavramını Anlamak

Deprem güvenliği denince akla hemen inşaat mühendisleri gelir. Ancak "Deprem Mimarlığı" kavramı, mimarın da bu sorumluluğa ortak olmasını gerektirir. Mimarın seçtiği malzeme, binanın ağırlığını ve dolayısıyla depremde alacağı yükü belirler. Ağır cephe kaplamaları, mermer zeminler gibi tercihler, binaya etkiyen deprem kuvvetini artırır.

Ayrıca, coğrafi konumun tasarıma etkisi göz ardı edilmemelidir. Karaman gibi deprem riski düşük bir il ile Gölcük gibi yüksek riskli bir bölgeye aynı tip projeyi uygulamak mühendislik ve mimarlık etiğine aykırıdır. Mimar, sadece arsa metrekaresini sonuna kadar kullanmaya odaklanmamalı, bölgesel riskleri de tasarımın merkezine koymalıdır.

4. Teknoloji ile Koordinasyon Sorunlarını Aşmak

Geçmişte disiplinler arası koordinasyonsuzluk nedeniyle sahada kirişlerin delindiğine, kolonlara zarar verildiğine çokça şahit olduk. Elektrikçinin kablo geçirmek için taşıyıcı sisteme zarar vermesi, projelendirme aşamasındaki iletişimsizliğin bir sonucudur.

Sonuç

İlginizi Çekebilir:

• İnşaat Sektöründeki Son Gelişmeleri Takip Edin: www.resibu.com/haber

• Sektörel Blog Yazıları ve Teknik İncelemeler: www.resibu.com/blog

27-01-2026 11:20:21