Bu sıralar okumanın, üniversite bitirmenin anlami olmadığı, kısa yoldan meslek sahibi olmanın, daha çok para kazandıracağı ve tercihin bu yönde kullanılması gerektiği yönünde fikirleri paylaşımları üzülerek okuyorum.Bir inşaat ustasinın saat ücretinin 350 TL civarinda olduğunu da düşündügümde, o ustayı kontrol eden universite bitiren bir mimarın/mühendisin, söz konusu ustanin saat ücretine yaklaşamadığida bir gerçek. Yani bilgi/ilim satmak, tuğla/beton satmak kadar revacta değil ülkemizde. Ancak bu durum üniversite egitim/ögretiminden soğumak için, çocuklarımıza üniversiteye göndermemek için gerçekci bir neden değil. Üniversitenin icinde öğretim kadar bir eğitimde söz konusu. Evet üniversite genelde bir meslek sahibi olmak için görülsede iş bu kadar basit degil. Universite kisiye bir uzmanlık alanı verebilir ve iş hayatinda kullanılabilir ve belli bir konfor saglayabilir, bunlar gerceklesebilir. Ancak kişi universite egitimi aldıği dalda calışma ortamı bulamayadabilir, buda ulkenin gerçeklerinden biri. Cocuklarimizi bu yuzden yani işsizlik nedeniyle üniversite okutmaktan/çabalamaktan hiçbir zaman vazgeçmemeliyiz. Bilmeliyiz ki üniversite sadece bir ögretim degil aynı zamanda bir egitim yuvası. Çocuklar orada biliçlenir, cocuklar orada dünyayı tanır, çocuklar orada bilim diye bir kavram olduğunun farkina varır, çocuklar orada, analitik düsünmeyi ve sorun çözmeyi ögrenir, cocuklar orada tek basına hayatta var olmayı öğrenir, cocuklar orada, bilinçli secim yapmayı ögrenir, cocuklar orada ülke yönetimine dahi talip olabileceklerinin farkına varır, çocuklar orada beraberliğin gücünü anlar. Bu bağlamda her ne koşulda olursak olalım, çocugumuzun kapasitesi var ise ona mutlaka üniversite okutalım/okutmaya çalışalım. Üniversite mezunu oldugunda illa uzmanlik alanında çalısması gerekmez bunu bilelim. En kötü üniversite bile cehaleti alır, bunu bilelim, toplumu egitimden uzaklaştırmaya calısanlara prim vermeyelim. Egitime güvenelim, egitime yaslanalım...