Bugün 5 Şubat 2026. Üç yıl önce bu günün gecesinde yani 5 Şubat 2023 günü yatağınıza yattınız, ve saat 04.17 sularında Maraş depremlerinin ilkiyle karşılaştınız. 7.7 büyüklügunde bir depremdi bu. 9 saat sonra bir deprem daha oldu. Aradan tam 3 yıl geçmiş. Bugün ve yarın artık televizyon kanallarında jeoloji/jeofizik mühendislerini yani "fay bilimcileri" görmeye başlayacağız. Geçmiş depremlerden başlayıp, özellikle büyük İstanbul depreminin ne zaman olacağı konusunda birbirleriyle çelişen fetvalar verecekler. Çoğu jeoloji ve jeofizik mühendisi depreme dayanıkli yapılar ve depreme dayanıkli şehirler hakkında "DEĞERLİ DÜŞÜNCELERİYLE" milletimizi aydınlatacak. Kisacası bu bir kaç gün jeoloji ve jeofizik mühendislerinin engin bilgilerinden milletimiz yararlanmış olacak. Bilgi kirliliği, hadsizlik bu olsa gerek. Yapılarin depreme dayanıklilıği konusunda birinci aktör insaat muhendisleri olması gerekirken, jeoloji ve jeofizik mühendislerinin bu konuda öne çıkması ve onlarin fikirlerinin alınması her televizyon kanalına ortalama 2 jeoloji/jeofizik mühendisi düşmesi bir akıl tutulması olsa gerek. Bu furum muazzam bir bilgi kirliliği yaratmakta.Jeoloji ve jeofizik mühendislerinin binalarin deprem dayanımı hakkında bilgi vermeleri, depreme dayanıklı yapı tasarımi konusuna girmeleri ise bir "hadsizlik". Umarim en kısa zamanda jeoloji ve jeofizik mühendislerinin "depreme dayanıkli yapi" hakkında bir sey bilmediklerini, egitimlerinin buna uygun olmadığını televizyon kanallari başta olmak üzere tüm medya anlar.

5 Şubat Maraş depremlerinde resmi rakamlara göre 50.000 kisiden fazla insanımız hayatını kaybetti. Gerçek kayıplarımız ise bundan daha fazla, çok fazla. Kentsel dönüşümü bir kenara bıraktım, en azından Maraş depremlerinden sonra tüm binalarımızi teknige/yonetmeliğe uygun yapmaya başlasaydık 50 yıl sonra bina stogumuzun büyük kısmı zaten yenilenmiş olacakti, kisacasi doğal yoldan kentsel dönüşümler gercekleşecekti. Ama bunuda malesef yapamıyoruz. Yeni tasarimlarimizda/uygulamalarimizda/denetim sistemimizde sorunlar büyük, bu gidişle yeni yapilarımızi bile bir süre sonra " kentsel dönüşüme sokmak icin caba sarfedeceğiz. Tasarimlarımiz nispeten iyi, deprem yonetmeligimiz fena bir deprem yonetmeliği değil ve her gecen gün iyilestirilmekte. Ama uygulama denetimlerindeki muazzam eksikler, imar barışi denilen imar aflari(depremle barış olmaz, depremle sözlesme imzalanmaz), imar konusuna siyasetin müdahil olması ve halkın ekonomik problemleri deprem güvenli şehirler oluşturmamızı engelliyor. Övünmemiz gereken şey depremde yıkılan konutlar yerine birkaç yilda 500.000 konut yapmak olmasa gerek. Çünkü bir kaç yıl icinde 500.000 konut yapmak 50.000 vatandasimizi geri getirmiyor. Ancak Maraş depremleri gibi depremlerde en fazla bir kac vatandaşımiz hayatini kaybetmisse(mumkünse hiç kaybetmesin) işte devlet olarak, insan olarak bununla övünebiliriz...Bu kadar vatandaşimizın hayatini kaybettiği depremler sonrasi yikilan binaları tekrar inşaa etmek bir övünç kaynağı değildir/olmamalıdır. Bilmem nerede, bilmem ne zaman, bilmem kaç büyüklüğünde deprem olacağını bilmenin zerre kadar önemı yoktur. Türkiyede sonsuza dek depremler olacaktır. Yarın deprem olacağini bilsenizde TBDY2018 e göre bina tasarlanacak, 10 yıl sonra deprem olacagini bilseniz de TBDY2018'e uygun bina tasarlanacak. Yarın deprem olacağıni bilsekte mukemmel şekilde uygulamalari yerinde denetlemeliyiz, 10 yil sonra deprem olacağinı bilsekte mukemmel şekilde uygulamaları yerinde denetlemeliyiz. Depremin yarin olmasınin yada 10 yil sonra olmasınin düzgün çalışan/denetleyen teknik elemanlar için/kurumlar için bir farkı varmıdır?