Resibu Logo

Türkiye İMSAD Başkanı Küçükoğlu: “Küresel Belirsizliklerin Arttığı Dönemde En Büyük Kozumuz Rekabetçi Üretim”

09.01.2026

Küresel ekonomideki dengelerin yeniden kurulduğu, tedarik zincirlerinin kısaldığı ve bölgesel ticaretin hiç olmadığı kadar önem kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye inşaat malzemesi sanayisi, bu zorlu ama fırsatlarla dolu süreçte stratejik bir virajı dönüyor. Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği) tarafından Demirdöküm katkılarıyla düzenlenen 64’üncü Gündem Buluşmaları, “Küresel ve Yerel Gelişmeler Işığında 2025 Değerlendirmesi ve 2026 Görünümü” başlığıyla gerçekleştirildi. Sektörün çatı kuruluşu tarafından organize edilen bu kritik toplantıda, 2025 yılının zorlu bakiyesi masaya yatırılırken, 2026 yılı için umut verici projeksiyonlar paylaşıldı.

Toplantıda öne çıkan en güçlü mesaj, belirsizlikler ne kadar artarsa artsın, Türkiye’nin sahip olduğu üretim reflekslerinin ve ortak akıl kültürünün bu süreci fırsata çevirebileceği yönündeydi. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, açılış konuşmasında bu vizyonu şu sözlerle özetledi: “Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde, ortak akıl ve rekabetçi üretim kapasitesi en büyük avantajımızdır”.

2025: Direnç ve Dayanıklılık Yılı Olarak Kayda Geçti

2026 yılına dair beklentileri doğru analiz edebilmek için geride bıraktığımız yılın mirasını iyi okumak gerekiyor. Türkiye İMSAD Başkanı Tayfun Küçükoğlu, 2025 yılının küresel ölçekte ekonomik belirsizlikler, jeopolitik gerilimler ve finansal sıkılaşma ile şekillendiğini belirtti. Enflasyonla mücadele politikalarının etkilerinin derinden hissedildiği bu yıl, sektör genelinde ciddi bir sınav verildi. Ancak Küçükoğlu’na göre inşaat malzemesi sanayisi açısından “kötü” geride kaldı ve artık toparlanma emareleri görülmeye başlandı.

Toplantının moderatörlüğünü üstlenen Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferdi Erdoğan ise 2025’in firma bazındaki yansımalarına dikkat çekti. Temsil edilen 36 alt sektör içinde ayrışmalar yaşandığını belirten Erdoğan, bazı alanların yılı iyi kapatırken bazılarının daraldığını vurguladı. Özellikle nakit akışı yönetiminin ve finansmana erişimin hayati önem taşıdığı bu dönemde, süreci yönetemeyen firmalar için konkordato ve iflas süreçlerinin rekor seviyelere ulaştığına dikkat çekildi. Bu durum, firmaların kurumsal dayanıklılığının ve finansal okuryazarlığının ne denli kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

2026 Beklentisi: Dengelenme ve Yenilenme Talebi

Peki, 2026 sektöre neler vadediyor? Uzmanlara göre yeni yıl, bir toparlanma ve dengelenme yılı olacak. Tayfun Küçükoğlu, 2026 yılında faiz ve enflasyon etkisinin azalmasıyla birlikte, son üç yıldır ertelenen yenileme ve renovasyon talebinin güçlü bir şekilde devreye girmesini beklediklerini açıkladı. Bu nokta oldukça kritik; zira yenileme pazarı, inşaat malzemesi sanayisinin yaklaşık yüzde 50’sini temsil ediyor ve devasa bir büyüme potansiyeli taşıyor.

Bu potansiyeli değerlendirmek isteyen firmalar ve profesyonel çalışan kadroları için 2026, hazırlıkların meyvesini vereceği bir yıl olabilir. Özellikle kentsel dönüşüm, deprem bölgesindeki yeniden yapılanma faaliyetleri ve altyapı yatırımları, iç pazardaki hareketliliğin ana motoru olmaya devam edecek.

Etkinlikte konuşan TCMB Eski Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara da 2026 için iyimser bir tablo çizdi. Kara, büyümenin en az yüzde 4 civarında olacağını ve enflasyonun yüzde 24-25 bandına gerilemesini öngördüklerini paylaştı. Mevcut ekonomik programın sürdürülmesi ve küresel rüzgarların Türkiye’nin arkasından esmesiyle birlikte, özellikle inşaat sektöründe canlanmanın daha hissedilir olacağı bir yıl bekleniyor.

Tedarik Zincirlerinde Tarihi Fırsat

Toplantının en çarpıcı bölümlerinden biri de küresel ticaret haritasındaki değişimlerin Türkiye’ye sunduğu fırsatlardı. Küresel ölçekte tedarik zincirlerinin kısalması ve üretim coğrafyalarının değişmesi, Türkiye gibi güçlü üretim altyapısına sahip ülkeler için tarihi bir avantaj yaratıyor.

Bölgeselleşmenin önem kazanmasıyla birlikte Türkiye, hem Avrupa hem de yakın coğrafyadaki yeniden yapılanma süreçlerinde kilit rol oynayabilir. Toplantıda ABD ve Avrupa gibi stratejik pazarlarda büyüme potansiyeline dikkat çekilirken; Suriye, Irak ve Ukrayna gibi yeniden yapılanma sürecindeki ülkelerin de önemli fırsatlar sunacağı belirtildi. Bu pazarlara açılmak isteyen firmalar için doğru firma bağlantıları kurmak ve ihracat kanallarını çeşitlendirmek 2026’nın en önemli gündem maddelerinden biri olacak.

Maliyet Baskısı ve Rekabet Gücü

Sektörün önündeki engeller de yok değil. Prof. Dr. Ali Hakan Kara, son üç yılda dolar bazında yüzde 130 civarında artan birim işgücü maliyetlerinin Türkiye’nin rekabet gücünü olumsuz etkilediğini hatırlattı. Bu durum, ihracatçılar için zorlu bir tablo oluştursa da Euro/Dolar paritesindeki yükselişin geçici bir rahatlama sağladığı ifade edildi. Ancak kalıcı rekabet gücü için sadece kur avantajına değil, verimlilik ve katma değerli üretime odaklanılması gerektiği aşikâr.

Bu noktada firmaların nitelikli personel istihdamı ve verimlilik artırıcı yatırımlar yapması, artan maliyetleri dengelemek adına stratejik bir hamle olacaktır. Ayrıca sektördeki sektörel eğitim faaliyetlerinin artırılması, iş gücü verimliliğini yukarı çekmek için elzem görünüyor.

Sonuç: Ortak Akılla Geleceği İnşa Etmek

Türkiye İMSAD’ın 64. Gündem Buluşmaları’ndan çıkan sonuç net: Zorlu bir 2025 geride kaldı, ancak 2026, doğru pozisyon alanlar için büyüme vadediyor. Başkan Küçükoğlu’nun da vurguladığı gibi, “Bu fırsatı doğru okumalı ve her türlü senaryoya hazır olmalıyız”.

Sektörün güçlü üretim altyapısı, ihracat kapasitesi ve krizlere karşı geliştirdiği bağışıklık sistemi, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmaya devam edeceğini gösteriyor. Gerek iç pazardaki kentsel dönüşüm ve renovasyon talebi, gerekse yakın coğrafyadaki yeniden imar süreçleri, Türk inşaat malzemesi sanayicileri için yeni kapılar aralıyor. Şimdi zaman, bu kapılardan “ortak akıl” ile geçme ve küresel arenadaki yerimizi sağlamlaştırma zamanıdır. Sektördeki en güncel gelişmeleri, analizleri ve haber akışını takip ederek, bu dönüşüm sürecinde bir adım öne geçebilirsiniz.

Yatırımların, istihdamın ve ihracatın artacağı bir 2026 vizyonu, sadece inşaat sektörünü değil, ona bağlı 36 alt sektörü ve dolayısıyla Türkiye ekonomisinin genelini yukarı taşıyacak bir güç barındırıyor.

İlginizi çekebilir:

2026 Yılı İnşaat Sektörü Beklentileri

İnşaat Malzemeleri İhracatında Yeni Rotalar